0vy082un2pk-edu-grande.jpg

Sanatçı hem yazarken, hem söylerken aslında kendi duygularını içten içe ifade etmenin bir yolunu buluyor kendine karşı. Kendine karşı diyorum çünkü birçok şarkı öncelikle kendimize bile açıklamaya cesaret edemediğimiz itirafları barındırır ve belki de bir çoğumuz farklı anlamlar çıkarır. Belki de binlerce kişi hep bir ağızdan şarkılar söylerken farklı şeyler anlatıyoruz birbirimize karşı. Ne demiş ünlü düşünür Gökhan Kırdar; ‘Yerine sevemem olmadı denedim yine de yerine sevemedim herşeyim’

Senaryo 1: Yerine sevemem çünkü seni o kadar çok seviyorum ki daha fazla kalbimde yer yok ve bu yüzden senin sevgin bütün benliğimi kaplıyor.

Senaryo 2: Seni çok seviyorum ama sevmek kadar sevilmeye de ihtiyacım var herşeyim razıyım yapayalnız tükensin yıllarım sevilmemektense yalnız ölmeyi tercih ederim.

Senaryo 3: Onu çok sevdiğimi artık anladınız o benim için hep bir numarada ama ben onun için kaç numarada olduğumu bilmiyorum. Ben de onun gibi olmaya çalıştım denedim ama yine de yerine sevemedim, onu sevmekten kendimi sevemedim.

Bunlar dışında da bir çok senaryo çıkarabilir ve üretebiliriz. Şimdi en sevdiğiniz şarkıyı açın ve kelimeleri cümleleri hissederek bir kez daha dinleyin. Her şarkı bir hikayedir. Her şarkı bazen üzüntü, bazen gözyaşıdır. Sevin şarkıları onlar bazı acıların unutulma yoludur. Bazen şairin kendine bile söyleyemediklerinin, kendine sorduğu soruların cevaplarıdır. Her ayrılık şarkısı onu haketmeyen birine yazılır. Ve her şarkı bize yalnızlığımızı biraz daha hatırlatır. Hatırlamak istemediklerimizi hapsettiğimiz bir kutu gibidir onlar, bir şekilde tekrar önümüze çıksın diye kutunun yanında açtığımız delikten kaçıp karşımıza çıkıp dururlar.

Şimdi kapatın gözlerinizi, açın şarkımızı. Bir hikaye daha dinleyelim sonunu hayal edeceğimiz güzel bir hikaye.